www.Cikolata.de -
AnaSayfa - Home - Hauptseite

Ayten Mutlu (1952- )

DILEK

hiçbir sey avutmuyor beni artik
büyüyen çocuklari izliyorum
uçusarak çiçek ölüleriyle

bu sessiz acilar bizim tohumlarimiz
çiglikli günlerin bagbozumunda
güz dökümü yemisler tadacaklar
o bildik rüzgârla yarisacaklar
isik ve ses olacak gölgeleri
otlarla bulutlar arasinda

taslar çagiracak onlari mavi
yamaçlara gizli patikalara
derinleri kazacak uçurum adimlari
köpükten bir yankiyla bulusacaklar

uçusarak çiçek ölüleriyle
yagmurun adini yeniden koyacaklar
ses ve isik olacak yürekleri
karanlik, tenha yollar boyunca

sessizlik diliyorum kendim için sessizlik
acinin ve tükenisin meyvesi olsun
eski yazlardan kalan bir avuç toprak
gibi koksun yagmurun köklerinde

hiçbir sey avutmuyor beni artik
büyüyen çocuklari izliyorum yalin düslerle
acilarla büyüyen çocuklari sessizce

SON  ARMAGAN
yalniz bir agacin öldügü yerde
üç kere döner kuslar
sunmak için kederi yaprak perilerine

koruyun onu koruyun
sonsuz uykusunu bu iyi agacin
kutsayin onu güzel sözlerle

yeni dogmus bir yildizin isiklariyla
örtün suçsuz gövdesini
kimsesiz gövdesini
sarin iyi sözlerle

sözlerdir artik sadece
bekledigi yasayanlardan
hiçbir ise yaramayan bos sözler

bitti iste, ne rüzgâr
ne agaç kurtlarinin senlikli çitirtisi
gece ne ayisigi
ne lanetli karanlik
ne de canli gülüsü günisiginin
oksayacak onun kabuklarini

dönün kuslar, kuslar dönün
gözyaslari akitin sönen yapraklarina
yasamin son armagani olsun agaca

dönün kuslar üç kez daha
agacin tek basina öldügü civiltili ormanda

Sevi
sabah olur, uyanirsin yanimda
kuslar kanatlarina sesini çizer
durur geceki yagmur
sokaklar güne iner

sen gülersin, gözlerine pazar yeri kurulur
bir çocuk annesini kaybeder
senin yüzünde bulur

konusuruz, yolcular eve varir
yanar gemilerde bütün isiklar
ay iner denizlere
çilingir sofralari kurar baliklar

yüzüne dokunurum, gözlerim dolar
dünyanin her yerinde
yeni bir sarkiya baslar kadinlar


               (Çocuk ve Aksam)

Rüzgar
kadin kum tanesinden bile küçüktü
daha küçüktü deniz kadindaki acidan

esip duruyordu o eski rüzgâr
denize ve Samanyolu'na aldirmadan

ve kadin yürüyordu çiplak anilariyla
kumlara ve yildizlara basmadan

Insan
yerle gök arasinda küçücük evler
mirildanan odalar, aralik pencereler
kap kacak, sandalyeler, yorgun bir masa
küçük aliskanliklar, yipranmis tatlar
bir avuç toz, bir ikindi gölgesi
köse minderine kurulmus zaman

birbirine asina duvarlar arasinda
ne çok esya, ne çok kaygi, ne az sevgi
denizden koparilmis birazcik tuz, günesten
sereserpe bir duygu, bir öpücük, bir kahkaha
fisiltilar, vazodaki çiçeklerin bugusu
ve anlarin telasina
sinmis ölüm kokusu

yerle gök arasinda bir öbek can
bir tas öfke, denizler dolusu gam
çigliklar, yakarislar ve derin susku
ve küçücük evlerin damarlarina
çarpa çarpa akip duran
akip duran
bu yasama arzusu