www.Cikolata.de -
AnaSayfa - Home - Hauptseite

 Hayat bankası

Bir banka hesabı dusunun, sihirli bir banka hesabı. Her sabah, 86 bin 400 dolar adınıza yatıyor.

Ve lakin para, ertesi gune devretmiyor. Harcayamadıgınız sıfırlanıyor.

Ertesi sabah yine 86 bin 400 dolarla baslıyorsunuz. Ne yapardınız?

Son meteligine kadar harcamak icin ne gerekiyorsa onu degil mi?

       Hepimizin boyle bir bankası var. Adına             "Zaman" diyoruz.

Her sabah bize 86 bin 400 saniye veriyor.Aksam uyudugumuz anda hesabını sıfırlıyor.Geriye donus yok! Dilediginiz gibi kullanmak elinizde.

Her seyin bu kadar savurgan ve dusuncesiz yasandıgı, tuketildigi dunyada zmanın kıymeti acısından...

"Bir yılın degerini" tek ders yuzunden sınıfta kalmıs bir ogrenciye sorun.

"Bir ayın degerini"  bebegi erken dogan bir anneye..

"Bir haftayı"  bir haftalık dergi editorune..

"Bir dakikayı" otbusu kacıran yaslı amcaya..

"Bir saniyeyi"  trafik kazasında hayatta kalmıs birine..

"Saniyenin binde birini"  olimpiyatlarda yüz metre finalinde gumus madalya kazanmıs bir sporcuya sorun...

 




Kaya, taş, kum ve su
Zamanin iyi ve üretken olarak kullanımı konusunda zaman zaman kurslar duzenleniyor. İşte bu kurslardan birinde zaman kullanma uzmanı ogretmen, çoğu hızlı mesleklerde çalışan öğrencilerine:
- "Hadi, küçük bir sınav yapalım" demiş.
Masanın uzerine kocaman bir kavanoz koymuş. Sonra bir torbadan irice kaya parçalari çıkarmış, dikkatle üst üste koyarak kavanozun icine yerleştirmiş. Kavanozda taş parçaları için yer kalmayınca sormuş:
- "Kavanoz doldu mu?"
Sınıftaki herkes,
- "Evet, doldu" yanıtını vermiş.
- "Demek doldu ha" demiş hoca.
Hemen eğilip bir kova küçük çakıl taşı çıkartmış, kavanozun tepesine dökmüş, kavanozu eline alıp sallamış, küçük parçalar büyük taşların sağına soluna yerleşmişler...
Yeniden sormuş öğrencilerine:
- "Kavanoz doldu mu?"
Işin sanıldığı kadar basit olmadiğını sezmiş olan öğrenciler,
- "Hayir,tam da dolmuş sayılmaz" demişler.
- "Aferin" demiş zaman kullanım hocası. Masanın altından bu kez de bir kova dolusu kum çıkartmış. Kumu kaya parçaları ve küçük taşların arasındaki bölgeler tümüyle doluncaya kadar dökmüş. Ve sormuş yeniden:
- "Kavanoz doldu mu?"
- "Hayır dolmadı!" diye bağırmış öğrenciler. Yine
- "Aferin" demiş hoca.
Bir sürahi su çıkarıp kavanozun içine dökmeye başlamış.
Sormuş:
- "Bu görduklerinizden nasıl bir ders çıkarttınız?"
Atılgan bir öğrenci hemen fırlamış:
- "Şu dersi çıkarttık. Günlük iş programınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman yeni işler için zaman bulabilirsiniz."
- "Hayır" demiş öğretmen. "Çıkartılması gereken asıl ders şu; Eğer büyük taş parçalarını baştan kavanoza koymazsanız daha sonra asla koyamazsınız."
Ve tabii, herkesin kendi kendisine sormasi gereken soruyu sormuş:
- "Hayatinizdaki büyük taş parçalari hangileri? Onlari ilk iş olarak kavanoza koyuyor musunuz? Yoksa kavanozu kumlarla ve suyla doldurup büyük parçaları dışarda mı bırakıyorsunuz?"

Ya siz? Kaya parçalarına öncelik veriyor musunuz?