www.Cikolata.de -
AnaSayfa - Home - Hauptseite

Nevzat Çelik (1960 - )

SICAK SAKLAYIN GECELERIMI

geçici ayrilik benimkisi
ilkyaz çiçegine gebeyim
agitlar yakmayin adima
ben ölmedim ölmeyecegim

sicak saklayin gecelerimi
karlar altindan çikip gelecegim
düslerinizin atesinden
ilik bir rüzgar gibi esecegim

demlice bir çay koyun üstüne
aç çocuk gibi besleyin sobayi
nasil tütüyorsaniz gözlerimde
öylece tütsün buhari

uzunca serin yatagimi
boyunca uzansin ayagim
el aman deyince gece
usulca kivrilir yatarim

can canim canlarim
hazir mi koynunuzdaki yerim
gün olur gecikmis çocuk gibi
bagira çagira gelirim


         Aralik 1982
         (Safak Türküsü, 1984)


SUDA SEKEN HAYAT
bindokuzyüzaltmis dogumlular
yildiz kanatli birer kustular
dogru uçtular yanlis uçtular
bikmadan usanmadan uçtular
bindokuzyüzaltmis dogumlular
yildiz kanatli birer kustular

firtinalara bindi
atesi harlayan kanatlari
en acemi
ve en usta
gözlerimize degen gözleri
kaçamadigimiz yangin

               karanlikta


suda seken tas
onlarin hayatidir
suda seken
    yassi parlak tas
hayatimizin en dehset anidir
üç kere seker
bes kere seker

basi bulutlara deger


belki varamadi
      karsi yakaya
varacak fakat
suda seken

               hayat


BEKLEYIS
gül diyorum
yoksul acilarin gölgesinde
güllerin solsun istemiyorum
ay diyorum sonra
ay n'olur
bir vaktinde gecenin
yaralarin açsin istemiyorum

hangi sevda vurmus seni
hangi delikanli
gönlüne
salvo bakislarla...
soramam
zeytin karasi gözlerini
yoluma yatirma
dayanamam.
         (Safak Türküsü - 1982)


INAT

sabahin köründe çikiyorsunuz evden
kaybedilmis savasin utanci
sabahin köründe

gölgeniz


kardesten ötesiniz belediye otobüslerinde
teriniz etiniz karisiyor birbirine
evin delisi gibi kaniksadiniz
kadiköy karaköy vapurundaki sinan’i
sirayla geçer uykulu gözlerinizden
  isportacilar dilenciler martilar

ve en aptal uyumu dalganin

fakat



birdenbire bir mendirek gibi girer gögsünüze
denizde ölü bir balik olmak isteyen kadin

nanikçe bir sey var su intiharda
azbiraz mizah yani
geçer geçmez aklinizdan
oracikta

yüzünüzü donduran


inatla duruyorum isçikislarinda
ellerim gökyüzü kadar genis
hem kör hem topal


siz böyle nereye
       
        Haziran 1988
        

GÖÇ
1
göçüyorlar
giysilerini onarmislar aksamdan
bir kavgadan bir kavgaya
sedir agaçlari altindan

göçüyorlar
ölülerini aralayarak siperlerden
kusatma altinda
beyaz bayrak bilmeden

göçüyorlar
sirt çantalari kavga yüklü
umutla ayiklanmis gözlerinde
çekincesiz aglayis
göçüyorlar
yalniz birakilmisligin alnina
çakarak filistin türküsünü

göçüyorlar
ayrilik dizilmis iki yana
dimdik ayakta
bir ülke gibi geçiyorlar aradan
göçüyorlar
öpüp agizlarindan karilarini
ve gögü kusatan ölüme
bir dizi güvercin uçurup tüfeklerinden

güle güle arkadas
kanarya mi saka mi
kafesindeki kus
ölüm degil ya ayrilik
nere gitsen bir agaç
gölge ve kus

2
filistinli kadinlar
bizim kadinlarimiza benzer biraz
iri dolgun gögüsleri
göçebe giysileri
bir kök gibi duyarli saglam
inadina dogurgan
savas kadinlari
analarimiz
çok çektiler

beyrut'a benziyor yüzleri
darmadagin
ama kadin
selviden ince çinardan yüce
bütün kadinlar gibi güzel analiklarini giyip
gözlerini upuzun yatirmislar göç yoluna
memelerinde yarinin insani
em bebegim
isit avuçlarini
isit
oynak tetigine tüfegin

3
göçüyorlar
bir kavgadan kavgaya
akdeniz'in kiyicigindan uzanip baksam
ve çigirsam ortak türkümüzü
selam ederler
bir bayrak gibi ellerini

güle güle arkadas
güle güle
türkiyeli sesim
türkiyeli elim
sizde kalsin
biçak keskini günler için

       Haziran-Eylül 1982