|
"Keske"
kelimesi yerine, "bir dahaki sefere" demeyi dene..
Açik kalple
konusan düsman, içinden pazarlikli dosttan daha iyidir.
Adaletsizlik eden,
adaletsizlige ugrayandan daha mutsuzdur.
Agaç canli
kaldigi sürece meyve verir; insan ise, zafer meyveleriyle
canliligini sürdürür. Zafer duygu ve düsüncesinden
mahrum birakilinca da, hemen pörsür ve söner.
Agaç zorla
meyve vermedigi gibi, insan da zorla irsat olmaz. Zorla yapilan
is, semere vermez.
Ahmagin kalbi dilinin
ucunda, akillinin dili sinesinin en uç burcundadir.
Akildan daha iyi
mal, cehaletten daha büyük musibet, mesveretten daha
saglam istinatgah(dayanacak-güvenecek yer) yoktur.
Akilli adam aklini
kullanir. Daha akillisi ise baskalarinin aklini da kullanir.
Akilli adam, kurnaz
adamin içinden çikmaya ugrastigi güç
durumlara daha bastan girmeyen adamdir.
Akilli kimselerle
kavga etmek, akilsizlarla tatli yemekten daha kolaydir.
Akilli olana bir
isaret yeter.
Akilsizlar hiçbir
zaman huzursuzluk duymazlar.
Alim kisinin hatasi,
geminin delinmesi gibidir. Hem kendisi hem içindekiler
(ona tabi olanlar) batar.
Alimle gezen aziz,
cahille gezen zelil olur.
Alkisi en sessiz
sekilde karsilayan alkisi hak etmis demektir.
Allah rizasi gösterilmeyen
hiçbir seyde hayir yoktur.
Allah'a dua et
ama, kiyiya dogru kürek çekmeyi de ihmal etme.
Allah'i tanimayanin
basinda dünya dolusu bela vardir. Allah'i taniyanin dünyasi
nurla ve manevi sürurla doludur.
Allah'im senden
baska hiçbir seyi olmayan ben, senden baska her seyi olanlara
acirim.
Allah'in verdigi
tasar dökülür, kulun verdigi basa kakilir.
Aptallarla tartismayin,
görenler aranizdaki farki anlamayabilirler.
Bir beyit : Arif
isen etme bu fani cihana itibar
Görmedi kimse vefasin olmadi hiç paydar Açiklama:
Irfan sahibi isen bu fani dünyaya itibar etmezsin. Çünkü
bugüne kadar hiç kimse onun vefasini görmedigi
gibi, hiç orada ebedi kalmis olan da yoktur.
Arkadas ugrunda
ölmek kolay, fakat ugrunda ölünecek arkadasi bulmak
zordur.
Asla birilerinin
umudunu kirma. Belki de sahip olduklari tik sey odur.
Ayagi kirilmis
bir kus, kanadi sakatlanmis bir leylek, kim bilir hangi merhamet
erini ta cigerinden vurdu ki; menziline varamamis garip kuslar
için, huzur evi yapar gibi, ona, hayvani barinaklar yapma
fikrini ilham etti.
Bakacak yüze
basilmaz, basilacak yüze bakilmaz.
Bana, hürriyetlerin
en büyükleri olan düsünce, inanç, vicdan
hürriyetlerini verin.
Barisi korumanin
en iyi yolu, savasa hazir olmaktir.
Baskalarini ezerken,
seni ezebilecek bir gücün bulundugunu da katiyen hatirdan
çikarma!
Baskalarinin acilarindan
ve geçmis felaketlerinden ders alanlar, mutlu olurlar.
Baskalarinin ayiplarini
arastirmayi terk eden, kendi ayiplarini görüp düzeltir.
Biçak yarasi
onulur, dil yarasi onulmaz.
Bilen faydali,
bilmeyen zararlidir; az bilen ise bilmeyenden daha zararlidir.
Tam bilenlerle, hiç bilmeyen nadiren aldansalar da aldatmazlar;
az bilen çok aldatir.
Bilge konusur,
çünkü onun söylemek istedikleri var; ahmak
konusur, çünkü kendisinin bir sey söylemek
mecburiyetinde oldugunu zanneder.
Bilgisiz insanin
düsmani, kendi bildigi ve yaptigidir; baska düsmani
olmasa bile, bu ikisinin gailesi ona kafidir.
Bilmek zati bir
deger ifade etse de, çok defa talibinin omuzun da bir yük
ve vebaldir. Hele her seyi bilmek isteyenlerin ve sirf bilmis
olmak için ilim edinenlerin bilgisi, onlari birer malumat
hamali yapmaktan baska bir seye yaramayacaktir.
Bir Beyit : Binlerce
top ve tüfek, yapamaz asla, Gözyasinin seher vakti yaptigini.
Düsman kaçiran süngüleri çok defa,
Toz gibi yapar, bir mü'min'in duasi.
Bir aptali yanildigina
inandirmanin tek yolu; onu kendi bildigine birakmaktir.
Bir baska alemin
bekleme odasidir bu dünya.
Bir çiçek
koparsa bir kisinin, kopmazsa bin kisinindir.
Bir devlet; inançli,
zeki, kuvvetli ve dinamik fertlerle temsil edildigi ölçüde
güçlü ve istikrarli, dolayisiyla da talihli sayilir.
Bir düsman
çoktur; fakat bin dost azdir.
Bir insanin en
basta elde etmeye çalistigi ilim; iman ilmi olmalidir.
Zira, ilimlerin esasi, ilimlerin sahi ve padisahi; iman ilmidir.
Bir kimseye zulmetmeye
gücün yettiginde, Allah'in gücünün de
sana yetecegini düsün.
Bir kömürcünün
nikahli karisi, bir prensin metresinden daha yüksektir ve
saygiya daha layiktir.
Bir söze sabredemeyen,
çok söz isitir.
Bir sürü
için, o sürü köpeginin kurtla arkadaslik
etmesinden daha büyük bir bela yoktur.
Bir seyi bulunmadigi
yerde aramak, onu aramamak demektir.
Bir seyin var olmasi,
sekillenmesi ve olgunluk çagina ermesi için, ne
kadar ceht ve gayret gerekli ise, hayatiyetini devam ettirmesi
ve varligini sürdürmesi için de, en az o kadar,
belki daha fazla servet, öze baglilik, ask ve vecde ihtiyaç
vardir.
Bir tek kimseye
yapilan adaletsizlik, herkese çevrilmis bir tehdittir.
Bir toplumun dirlik
ve düzeni, yani ilahi tevkifin onlarla beraber olmasi, ancak
ve ancak o toplum fert ve hiziplerinin anlasip uzlasmalarina,
hiç olmazsa birbirleriyle sulh olup ihtilafa düsmemelerine
baglidir.
Birisi ile dostluk
kurmak istiyorsan önce onu öfkelendirecek bir sey yap,
sayet öfkeli iken sana insafli davranirsa ona yaklas. Insafsiz
davranirsa ona uzak dur.
Bol bol tebessüm
et, gülümse. Hem maliyeti sifirdir, hem de bedeline
paha biçilmez.
Büyük
insanlar, yeryüzünün aydinlanabilmesi için
yakilan meteorlardir.
Büyük
insanlarin hayat hikayelerini okurken, ilk zaferlerini kendilerine
karsi kazandiklarini görmüsümdür.
Hepsin dede öz
disiplin basta geliyordu.
Büyüklerin
sözü, sözlerin büyügüdür.
Canavarca düsüncenin
elinde daima denizler bataklik, akarsular zift kanali ve atmosfer
kirden bir tavan haline gelmistir ve gelecektir de...
Cesaret muharebe
meydaninda, yumusak huyluluk da öfkeyi gerektiren esbap karsisinda
belli olur.
Cesur ve atak ol.
Geriye dönüp baktiginda yaptigin degil, yapmadigin seyler
için pismanlik duyacaksin.
Cevizin kabugunu
kirip özüne inemeyen, cevizin hepsini kabuktan ibaret
zanneder.
Cevizin kabugunu
kirip özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder.
Çagrilan
yere erinme, çagrilmayan yere görünme.
Çalismadan
ele geçen seyler, devamli ve kalici olmaz.
Çile, yüce
hedeflere varmanin ve yüksek neticeler elde etmenin tek yoludur.
Çilenin olmadigi yerde ne olgunlasmadan, ne ruhla bütünlesmeden
bahsedilemez.
Çogu insan
basariyi almak olarak düsünür. Oysa basari vermekle
baslar.
Daima kendi menfaatini
göz önünde bulunduran kimse, pek çabuk düsman
kazanir.
Bir beyit:
Devlet cihanda sanma cem-i maldir
Akil olana mansib-i devlet kemaldir
Açiklama:
(Devlet denilince sakin aklina yalnizca mal biriktirmek gelmesin.
Akilli olana en iyi devlet makami, olgunluktur.)
Dost sanma, sanli
vaktinde dost olani; dost bil, gamli vaktinde elinden tutani.
Dostluk ve ülfet,
ancak külfet sebebiyle sona erer.
Dünya gömlek
degistirecegi zaman olaylar kaçinilmaz olur.
Dünya hayatini,
oruçla geçirdigin bir gün gibi kabul et; ölümle
iftar edecegini düsün.
Dünya terzi
dükkani gibidir. Ölçüyü veren gider.
Dünyaya geldigin
zaman, sen aglarken çevrendekiler gülüyorlardi.
Öyle bir hayat sür ki öldügünde çevrendekiler
aglarken sen gülümseyerek ahrete gidesin.
Dünyayi taniyan
kimse, ne onun genisligine sevinir, ne de sikintisina üzülür.
Düsman isterseniz,
dostlarinizi geçmeye çalisiniz. Dost isterseniz,
birakin, dostlariniz sizi geçsin.
Düsmanin karinca
kadar olsa bile onu fil kadar gör.
Düsmanini
bagislarsan, düsman diye bir sey kalmaz
Elimizde olanlari
çok seyrek seyrederiz; elimizde olmayanlari ise daima.
Emek ve sevgiyi
birlestirdiginizde gerçek basari kendiliginden gelir.
En iyi yönetim,
kendi kendimizi yönetmeyi bize ögretebilecek yönetimdir.
En korkunç
hakimiyet, bilgisizligin hakimiyetidir.
En küçük
seyi, en büyük biçimde yapmasini ögrenmek
gerek.
Encami düsünülmeden
karar verilen islerin âkibeti çok defa nedametle
noktalanir.
Erkekler iffet
sahibi olunuz ki, kadinlarinizda namuslu olsun.
Evlatlarinizi yarinlarin
sartlarina göre yetistirin! Çünkü, onlar
sizin devrinizin degil, ileriki devrin insanlaridirlar.
Evlenme-bosanma
isi sirf kadinlara kalsaydi bir tek nikahli kalmazdi.
Evlilikte basari,
yalniz aranan kisiyi bulmak degil, ayni zamanda aranan kisi olmaktir.
Evvela yikip, sonra
yapma planini hazirlamayi düsünenler, ihlasli da olsalar,
büyük ihanet içindedirler.
Mücerret bir
seyin olmasini istemek bir ise yaramadigi gibi, yolunda isteyememek
ve gayret edememek de hiçbir ise yaramayacaktir. Hamiyet
ve gayretimiz irfanla mücehhez olmaz, azim ve irademiz derin
bir tetebbu ve vukufa dayanmazsa, fayda yerine zarar getirebilir.
Fasik dahi olsalar,
cömertler sevilir... Salih dahi olsalar, cimrilere nefret
vardir.
Fazilet bilimin
çoklugunda ve ilmin faydalisindadir.
Fert ask, hassasiyet,
iç düzenleme ve kendini hesaba çekmede ihmal
gösterir; toplum da, kendisi için tehlike arz eden
faktörleri bastan sezemezse, o millet ve o toplum için
ölüm emareleri belirmeye baslamis demektir.
Fertleri, içten
içe yanmis ve karbonlasmis bir toplumda, ne canlilik, ne
sihhat ve ne de elde ettikleri nimet ve imkanlari degerlendirerek,
yeni lütuflara liyakat kazanma ve yeni ufuklara dogru açilma,
asla söz konusu degildir.
Fikre bir aydinlik,
ruha kanatlanma vaat etmeyen her türlü kaba belleme
ve ezbercilik, benligi asindiran bir törpü ve kalbe
indirilmis bir darbedir.
Gelecege karsi
gözü kapali kalmak bir kötülük ise, geçmise
karsi alakasizlik da bir talihsizliktir. Evet, sadece mazinin
türküleriyle avunanlar gözü bagli nasipsizler,
geçmisin mirasini bütünüyle reddedenlerde
bir kisim köksüzlerdir.
Gençlerin
aynada gördügünden daha fazlasini ihtiyarlar bir
tugla parçasi üzerinde okurlar.
Gerçek dostlar
iyi günlerde davet edilince sizi ziyaret ederler. Kara günlerinizde
davetsiz gelirler.
Görkem odur
ki, onu baskalari begenir. Fazilet ve kahramanlik odur ki, onu
düsmanlar dahi takdir eder.
Gurur, hezimetten
önce gelir.
Gururu birak, aczini
anla, malikini tani, vazifeni bil dünyaya ne için
geldigini ögren.
Günah bir
iç çöküntü, bir terslik ve fitratla
zitlasmadir. Günaha giren kimse, kendini, vicdani azaplara
ve kalbi sikintilara birakmis bir talihsiz ve bütün
ruhi meleke ve kabiliyetlerini seytana teslim etmis bir zavalli
ve talihsizdir.
Günah insana
bahsedilen bilumum istidat ve yüce duygulari söndüren
bir firtina ve kalbi hayati çepeçevre saran zehirli
bir dumandir. Bu firtinaya maruz kalan kurur; bu zehirli havayi
teneffüs eden de ölür.
Günah, aheste
aheste eser insanin içine ve nefsi, bir meltem oksayisiyla
oksayarak, gider taht kurar gönlüne.
Sonra da, insanin
duygularini öylesine baski altina alir ki, gayri ondan kurtulmak,
kuvvetli bir azim ve gaybi bir inayet eline kalmistir.
Güzel sözler,
petekten damla damla sizan bala benzer. Bunlar insanin ruhuna
tat verir.
Güzel seyler,
ancak, simasi hakikat gamzeden, bakislari alabildigine derin ve
çiraklarina verecegi her seyi gönül mensurundan
geçiren muallim tarafindan verilebilecektir.
Hakiki sevgi; iyilik
gördügünde artmayan ve kötülük gördügünde
de eksilmeyendir.
Hayat ancak bir
hedefi, bir yönü ve disiplini oldugu müddetçe
bereketli olabilir.
Hayati seviyorsaniz
zamani bosa harcamayiniz. Çünkü, zaman hayatin
kendisidir.
Hazmedilmeden ve
milli sekle sokulmadan millete aktarilan seyler, kusun yavrularina
yedirdigi gaseyan gibi olacaktir ki; bu da kendimize has seciye
ve tabiatin ifsat edilmesi demektir.
Her zaman ara,
bugün altin ararken bakir bulursun, yarin bakir ararken altin
bulursun.
Heves ve öfke
aninda hiçbir is yapma! Her iki halde de disini sik, sabret!
Hiç kimse
basari merdivenini elleri cebinde tirmanmamistir.
Hiç yanlislik
yapmayan biri, hiçbir is yapmamis demektir.
Hiçbir arkadas
arkadasligin gerektigi imtihani verinceye kadar arkadas degildir.
Hiçbir kuvvet
sizi bir düsmaninizla dostunuzun beraber çalismasi
kadar sarsamaz. Biri hakkinizda iftiralar yayar, öteki ise
havadisi kulaginiza getirir.
Iftira kötü
bir köpek gibidir. Kaçanin ardindan ürür,
pervasizca yüzüne baktin mi sesini keser.
Ilim gida gibidir.
Ona her zaman ihtiyaç vardir, faydasi da herkesedir.
Ilimsiz bir geçmis
olmadigi gibi, ilimsiz bir gelecek de tasavvur edilemez. Her sey
netice itibariyle ilme baglidir. Ve o olmadan dünyanin insana
verecegi hiçbir sey yoktur.
Ilmiyle amel etmeyen
alimin, ilmine güvenilmez.
Imam-i Gazali'ye
soruldu: Bilgide bu dereceye nasil ulastin? Cevaben: Bilmediklerimi
çekinmeden sormakla... Denildi.
Iman ve ümit
huzurun ilk sartidir. Vicdani yücelige erememis, orada kendi
cennetini kuramamis kimselerin huzurlu olmasi düsünülemeyecegi
gibi, gelecegi ümitle bekleyen ve mutlu istikbalin hazlariyla
gönlünde cennetler kuranlarin da huzursuzlugu düsünülemez.
Insan her seyi
ile anlasilmasi güç bir varliktir. Gariplik ve tuhafliklari
dünyaya gelisiyle baslar ve devam eder.
Insanin hakiki
asaleti, faziletten gelir. Dogustan degil.
Insanlara karsi
müsamaha yolunu tikayanlar insanligini yitirmis canavarlardir.
Bir kere olsun, kendi günahinin muhasebesiyle iki büklüm
olmamis bu hoyratlar, hiçbir zaman affedicilikteki yüce
zevki idrak edemeyeceklerdir.
Insanlara karsi
müsamaha yolunu tikayanlar insanligini yitirmis canavarlardir.
Bir kere olsun, kendi günahinin muhasebesiyle iki büklüm
olmamis bu hoyratlar, hiçbir zaman affedicilikteki yüce
zevki idrak edemeyeceklerdir.
Insanlik, melegin
elindeki silahtan zarar görmemistir. O, zarari, canavar ruhlardan,
hakki kuvvette görenlerden, doyma bilmeyen hirslardan görmüstür.
Bundan böyle de o, iman ve ilmi mezcedip kendi dünyasini
kuracagi ana kadar ayni sekilde devam edecektir.
Insanoglu için
gerçek hayat, ilim ve irfanla kabil olacagindan, ögrenip
ögretmeyi ihmal edenler, hayatta dahi olsalar ölü
sayilirlar. Zira, insanin yaratilisinin gayesi, görüp
bilmek ve ögrendiklerini baskalarina bildirmekten ibarettir.
Iyi bir mektep,
fertte fazilet duygularini inkisaf ettiren, müdavimlerine
ruh yüceligi kazandiran melekler otagidir.
Iyi olmak kolaydir,
zor olan adil olmaktir.
Iyiler asla düsman
olmazlar.
Iyileri iyilikleri
ile alkisla; inanmis gönüllere mürüvvetli
ol, münkirlere öyle yumusak yanas ki; kinleri, nefretleri
eriyip gitsin ve sen soluklarinda daima Mesih ol..!
Iyilik bilmeyen,
kötülükten sakinmayan kimse, yasarken ölmüs
demektir.
Iyiliklerin en
güzeli kisinin babasinin sevdikleri ile ilgisini kesmemesidir.
Kadin yalniz gözle
seçilmez. Onu gözünden çok kulaginla seç.
Kadinlari, susmak
kadar rahatsiz eden bir sey yoktur.
Kafa-kalp izdivacina
yükselmis hakikat erleri, korku ve küskünlükten
vazgeçip, esya ve hadiselerin Içine girecekleri
ana kadar, ilim de, ilmin semereleri de insanlik için zararli
olmaya devam edecektir.
Kötü
huy, kirilmis çömlek parçalarina benzer. Ne
yapisir ne tekrar çamur olur.
Kötüler
birlestigi zaman, iyiler de bir araya gelmelidirler; yoksa, teker
teker giderler.
Kusurlarinizi size
söyleyebilecek arkadaslar bulun.
Kuvvete dayanmayan
adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet de zalimdir.
Maarif, milli duygu
ve düsüncenin havarisi ve koruyucusu oldugu sürece,
takdire layik en mübeccel bir müessesedir. Sapik ve
çarpik ideolojilere yüz verdigi müddetçe
de, haramilerden daha harami ve mücrimlerden daha mücrimdir.
Mabet bazen, en
derin ve en mahrem fisiltilariyla içlerimize insirah salar
ve ruhlarimizdaki ihtiyaçlari, arzulari, hülyalari
bir bir tatmin eder, herkesin his ve dünyasina göre
mutlaka ona bir seyler anlatir ve dikkatini çeker.
Mabetler en dahiyane
ellerden çikmis resimler gibi öyle hislerle, manalarla
taskin mübarek mekanlardir ki, insan muhtevalariyla onlari
seyredebilse kendini rüya ve hülya ülkesinin büyülü
koridorlarinda tenezzühe hazirlaniyormus gibi görür.
Mazeret bulmayi
iyi basaran kisinin, baska bir seyi iyi basardigi pek görülmez.
Medeniyet ve kültür
ne kadar alemsümul hüviyet kazanirsa kazansi, bagrinda
yetistigi milletin ruh haletini temsil etmelidir. Bu itibarla
da onu, hazir bir elbise gibi görmekten daha ziyade, dikilmemis
bir kumas olarak kabul etmeliyiz. Her milletin kendi kametine
göre kesip biçecegi fakat mutlaka kendi bünyesine
uyduracagi bir kumas.
Mert bir düsman,
tirmiklayan bir dosttan daha iyidir.
Mezardakilerin
pisman olduklari seyler için dünyadakiler birbirini
kirip geçirmektedirler.
Muallim, elindeki
irfan adesesiyle esya ve hadiseleri tanima yolunda ise; kitap,
nesrettigi nurlarla "elektro mikroskop" ve X isinlari
vazifesini görüyorsa; mektep bu israrli cümbüse
labaratuvarlik yapiyorsa, muallim mutlu, mektep aydin ve o mektebin
talebeleri de bir kisim meleklerdir.
Muallimin fert
üzerinde tesiri, anne, baba ve cemiyetin tesirinden kat kat
üstündür. Aslin da, anneyi de, babayi da, hatta
cemiyeti de yoguran odur.
Ne aradigini bilmeyen
buldugunu anlayamaz.
Ne kadar hazin
bir çagda yasiyoruz! Bir önyargiyi ortadan kaldirmak,
bir atomu parçalamaktan çok daha zor.
Ne var ise alemde,
Ademdedir ademde.
Neden iki kulagimiza
karsilik bir dilimiz var??? Çok dinleyip, az konusalim
diye.
Nice günesli,
çimenli, çiçekli piril piril yollar vardir
ki, gider öldüren çöllere ulasir. Ve nice
dikenli sarp patikalar da vardir ki, gider siratin Cennet yakasiyla
kavsaklanir.
Nimetler ürkektir.
Onlari SÜKÜR ile baglayin
Ok gibi dogru olsam,
yabana atarlar beni
Yay gibi egri olsam, elde tutarlar beni
Dogruda aç görmedim, egride hiç tok
Egri yay elde kalir, menzil alir dogru ok
Oksijen ve hidrojen,
belli nispetleriyle terkibe girince, en hayati bir unsuru meydana
getirirler. Nispet
bozuldugu ve ayri ayri kaldiklari anda ise, yanici ve yakici hüviyetlerine
dönerler.
Ölmek felaket
degildir. Asil felaket, öldükten sonra basina gelecekleri
bilmemektir.
Ölümü
unutma, ona karsi hiçbir silah yoktur. Ölüm,
pusudan çikar gibi bir gün ansizin karsina çikar.
Saadete ermek için,
insana dogruluk lazimdir; insanlik, dogrulugun adidir. Inan, insan
nadir degildir, insanlik nadirdir... Insan az degil, insanlik
azdir.
Sabir, yücelme
ve fazilete ermenin mühim bir esasi ve iradenin zaferidir.
Sabir; yüzü
eksitmeden aciyi yudum yudum içine sindirmektir.
Sadece görüp
öyle yapan, bilip yapan kadar muvaffak olamadigi gibi, bilip
yapan da vicdaninda duyup yapan kadar muvaffak olamaz.
Senin için
yalan söyleyen sana da yalan söyler.
Sizler, idarecisinin
zulmünden kaçana asi diyorsunuz; oysa gerçek
asi o degil, zalim idarecidir.
Söz erleri
semavi bülbüllerdir. Onlarin dilleri, dostlarin sinelerinin
insirahi, düsmanlarinda korkulu rüyalaridir.
Bunlarin dillerinden
dökülen söz süngüleri, muhariplerin kiliçlarindan
daha keskin, mizraklarindan daha ürperticidir.
Suyu düsünmek
susuzlugu gidermedigi, odunu düsünmek de isitma yapmadigi
gibi, sadece istemek de insani gayesine ulastirmaz.
Sürekli arkaniza
bakarsaniz önünüzde duranlar hakkinda karar veremezsiniz.
Surasi muhakkak
ki, hiçbir zaman degismeyen ve durmadan derslerini tekrar
eden en büyük mürsit ve en dogru üstat hayattir.
Sükrün
esasi, nimetin sahibini bilmek, bunu kalp ile kabul etmek ve dil
ile söylemektir.
Tabiat kanunlari,
Yaraticinin nurlu ve hikmet dolu bir kitabi olarak, her zaman
basvurulmasi iktiza eden bir ibret dershanesidir. Kendini idrak
etmis, ruhu ile bütünlesmis gönüller, bu dershanede
hilkatin göz kamastirici güzellik ve inceliklerini,
taklit edilmeye sayeste kanunlarini ibretle mütalaa ve tetkikten
zevk alirlar.
Talebelerine ögrenme
arzusu asilamayan bir ögretmen, soguk demiri dögen bir
demirci gibidir.
Tefekkürde
müflis, ruh da zelil ve sefil bati; ne derdimizi teshis edecek,
ne de getirecegi tedavi ile bizi ölüm döseginden
kaldirabilecektir. Kaldi ki o, hep, eski aliskanliklari içinde,
içtimai meseleleri, iktisadi ve siyasi platformda ele almis
ve bir türlü bunun disina çikamamistir.
Terbiye; insanin,
hayvani temayülleri dolayisiyla gayesinden, insanligindan
ayrilmasina mani olur. Hareket ve faaliyetlerinin hududunu tayin
ederek basibos birakilmamasini ve yozlasmamasini saglar.
Toplumlar, yabancilasmayi
sezecek ve içlerine sizma istidadinda olan zararlilara
karsi parola soracak kadar basiretli olduklari devirlerde, kendilerini
korumus ve müesseselerinin tahribine meydan vermemislerdir.
Topraktan gelen
insanin, toprak üstünde böbürlenip kibirlenmesi
münasip olmaz.
Tuzu ekmegi bol
tut, baskalarina da ikram et. Bir kimsenin ayibini görürsen;
açma, üstünü ört!
Yabancilasma, milletlerin
kaynayip birbirine karismasi ve birbirleriyle içli disli
olmasiyla baslar. Düsünce ve kültür alis verisleriyle
derinlesir ve kök salar. Bu itibarla da o, hem galiplerden
magluplara, hem de magluplardan galiplere geçme istidadinda
olan bir hastaliktir.
Yalanin revaç
buldugu, meydanlarin onunla dolup-tastigi zaman hakikatin dili
koparilmis sayilir.
Yalniz issiz olanlar
degil, daha iyi isler yapabilecek olanlar da basibostur.
Yapilani yeter bulmamak bir insanin veya ulusun ileri gitmesinde
atilan ilk adimdir.
Yarasalar, isigi
arzu edip istemedikleri gibi, dinsizler dini, cahiller ilmi, ahlaksizlar
ahlaki prensipleri, namus bilmeyenlerde namusu istemezler.
Yasama zevki, insani
yüceltecek duygular üzerine oturmus bir dev, azim ve
iradenin basina indirilmis bir balyozdur.
Yasamak, görüp
bilmek, yiyip içmek degildir. O, duyup hissetmektir.
Yaslan, ama paslanma!
Yenilmesi gereken
ilk düsmanliklar, öfke ile ümitsizliktir
Yerinde kullanilan
merhamet, bir âb-i hayat, bir iksir ise, onun su-i istimal
edilmesi de, bir zehir, bir zakkumdur. Ve, asil olan da, iste
bu terkibi kavramaktir.
Yumusaklik, vakar
ve sükunettir. Sinirlenmek ise kabaliga yol açar
|