www.Cikolata.de - |
NECIP
FAZIL KISAKUREK (1905 - 1983)
Istanbul'da
dogdu. Bahriye Mektebi'nde, Istanbul Universitesi
Edebiyat Fakultesi Felsefe Bolumu'nde ogrenim gordu. Devlet
adina Paris'e gonderildiyse de, ogrenimini yarida birakip yurda
dondu. Ogretmenlik, fikra yazarligi, yayincilik yapti. 1983'te
Istanbul'da oldu.
Siir
Kitaplari:
Orumcek Agi (1925), Kaldirimlar (1928), Ben ve Otesi (1932),
Sonsuzluk Kervani (1955), Cile (1962), Siirlerim (1969)
Necip
Fazil'in "Külliyati" bir hayli kabarik:
Hepsini elden gecirip
tek bir kitaba indirgedigi sekiz 8 siir kitabi, 14 tiyatro oyunu,
2 senaryo,
3 hikaye kitabi, bir roman, 4 ani kitabi, 14 dini ve tasavvufi
eser,
30 inceleme.
Necip
Fazil, mutemadil bir arayis olan degisme'lerle, alelade
dilden gittikce bir tecrit diline, edebi dile, siir diline ulasmanin
cok dikkate sayan orneklerini vermistir. Aslinda bu degismeler
pek cok
sanatkar icin bahis konusu olmustur. Yalniz bu olus onlarda
zihni
bir hadise, nihayet musveddelerde kalmis bir calismadan ibaretken,
Necip Fazil'da okuyucu karsisina cikma cesareti bulmustur. Turk
edebiyatinda kendi siirini, yayimlamak suretiyle bu kadar degistiren
bir sair yoktur... Bu hadise bize, zihni hayatini bu kadar disa
vuran
bir sairle, siir dedigimiz olus'un dogumu ve gelismesi uzerinde
bir
daha dusunme imkani vermistir.'' (Orhan Okay, 1987)
Peki sairliginin hikayesi? Acili bir tesadüf: Annesi rahatsizlanip hastaneye kaldirilmasaydi (hadi diyelimki kaldirildi) yattigi odada yatak komsusu veremli kiz siir meraklisi olmasaydi (tutun ki oldu) oniki yasinda ki erkek cocuk ziyarete gittiginde, bu genc kizin misralarla, zihnini doldurdugu anesi senin sair olmani cok isterdim demeseydi... Necip Fazil idrakin en ileri merhalesi dedigi siir icin kaleme sarilir miydi?
"Sarilirdim... Annemin dilegi bana icimde esleyip farkinda olmadigim bir his gibi göründü. Varlik hikmetini ta kendisi" diyor.
Gerci bugün o ilk sarilista kaleme aldigi misralarin pek cogunu reddetmis durumda. Ama inkar etmedigi bir gercek var: Yildizinin parlayisi düsük cocuklar cöplüge atilir diyor "mal sahibi bensem, bunlari istemedigim, tanimadigim ve cöplüge attigim bilinsin". Cogunlugunu otus yasina kadar yazdigi siirlerini olusturan yüzlerce misrai cöplüge firlatip atinca, geriye 150 siir ve iki yüzü geckin beyiti iceren tek siir kitabi kalmis: CILE.
Cile'yi "Iste siir kitabim bu... hepsi bu kadar; ve bu kitaba gelinceye dek baska hic bir siir, bana, adima ve ruhuma mal edilemez" sözleriyle tanimliyor. Red sebebi? Bu siirler edebi acidan kötü mü? "Yoo... Hatta iclerinde belki atarken Necip Fazil'in bile damarlarinin cekilir gibi oldugunu hissettikleri var. Ama cöplüge atilanlarin hepsi sairin kendisini neredeyse yasamamis saydigi yillara ait"
Nedir bu dönüm noktasi?
"Tam
otuz yil saatim islemis, ben durmusum,
Gökyüzünden habersiz, ucurtma ucurmusum"
misralariyla
simgelenen olay: 1934'e kadar Necip Fazil daldan dala ucuyor,
hasariliklar, ucariliklar... Siirinde mistik temalar hep var
ama, "kadin bacaklarindan" da vaz gecmiyor. O yil
Naksibendi Seyhi Seyyid Abdülhakim Arvasi/Hazretleri ile
tanisiyor:
"Allah
dostunu gördüm, bundan alti yil evvel
Bir aksamdi ki, zaman, donacak kadar güzel"
O yildan itibaren Necip Fazil sairliginin yanina Islam Davasi diye tanimladigi siyasi mücadele bayragini asiyor. Bu öyle bir asis ki fazlaca müttefik aradigi falan yok. Hatta tek kisilik ordu olmak, kendisine haz veriyor...