Türk Sinemasi Tarihcesi

1990   Dönemi 

1970, hatta 1971 yılında çekilmiş bir filmi 60'lı yılların sinemasına bağlamak gerekir bazen. Çünkü o tarihlerde 70'ler nedir, ne değildir, henüz kesinleşmemiştir. Sözgelimi Lucas'ın 1978 yapımı "Yıldız Savaşları", bana kalırsa 80'ler sineması çerçevesinde değerlendirilmelidir; çünkü onyıllık dönemlere göre ifade edilen genel eğilimler bazen takvimlere bağlı olarak işlemez...

Örneğin, 90'lı yıllar sinemasının genel karakteristikleri ancak 1995'e doğru ortaya çıkabilmiştir. "80'ler sineması" dediğimiz şey ise neredeyse 70'lerin sonlarına doğru başlayıp 90'ların ortasına kadar sürmüştür ve etkisini hala sürdürmektedir...

        Peki neydi 80'ler sinemasının genel karakteristikleri? Muhafazakar değerlerin tırmanması; klasik hikaye anlatma sinemasının kutsanması; büyük bütçeli filmlerin artışı; video klip estetiğinin iki yan etkisi: görsel zanaatkarlığın tırmanışı ve hızlı kurgu tekniklerinin gelişmesi; çağdaş aksiyon türünün keşfedilmesi ve türlerin sentezi...

   Evet, bugün artık elimizde rahatlıkla "90'lar sineması"na dahil edebileceğimiz birçok genel eğilim var.Sözgelimi romantik komediler... 70'lerin ilk yarısının sonlarına doğru unutulmaya yüz tutan, 80'lerde adı neredeyse hiç anılmayan romantik komedi türü son 10 yıla damgasını vurdu. Hem de ne vurmak... "Özel Bir Kadın" ile öyle bir süreç başladı ki büyük Hollywood stüdyoları romantik komedisiz bir sezon geçirmemeye özen gösterdiler...

      Sonra, Amerikan bağımsız sinemasının önlenemez tırmanışı... Bilmem, bu konuda yeni bir şey söyleyebilir miyim? Ama son 5 yıldır yazılarımı takip edenlerin ezberledikleri birkaç noktayı tekrar edeyim. Amerikan bağımsızları alternatif sinema arayışlarına öncülük ettiler ve 60'lardaki Yeni Dalga akımını hatırlatan bir hava estirdiler. Hollywood'un hemen yanıbaşında çektikleri düşük bütçeli filmlerle dünya sinemasının gidişatını da etkilediler...

          Bağımsızların içinden fırlayan Tarantino ise sadece iki filmle Avrupa'ya, Asya'ya ve bizim memlekete kadar uzanan bir ekol yarattı... Belki de tümüyle 90'lara ait en önemli fenomendi bu "Tarantinesk" filmler.

           80'lerde unutulan, tukaka edilen 70'lerin ticari sinemasına geri dönüldü... O dönemin popüler filmlerini hatırlatan "Out Of Sight", "Jackie Brown", "Ronin" gibi filmler bir yana, bu ay seyredeceğimiz "Get Carter" ve "60 Saniye" gibi kimi yeniden çevirimler de yapıldı. Bu eğilime bağlı olarak 70'lerin popüler TV dizileri 90'ların gişe şampiyonlarına dönüştü ("Görevimiz Tehlike", "Tatlı Sert", "Charlie'nin Melekleri")... "Cesur Yürek"in gişe başarısından ilham alarak çekilen tarihsel aksiyon ya da kılıç şıkırtılı filmlere ("İlk Şövalye", "Üç Silahşörler", "Maskeli Kahraman Zorro" vb) de geri dönüldü.

        Bu arada Britanya'da popüler sinemayı derinden etkileyen "Mezarımı Derin Kaz", "Trainspotting" ve "Lock, Stock and Two Smoking Barrels" gibi filmler çekildi..

      80'ler sinemasından kalan "türlerin sentezi" mirası özellikle aksiyonun bilinen her türe bir altyapı oluşturmasıyla sürdü. Aksiyon, bilimkurguya, kara filme, komediye, romantik komediye ve tarihsel filmlere dahil oldu..

Peki ya 90'lar ve sonrası...?

           90'lara Hollywood karşısında büyük bir eziklikle giren Avrupa sineması ise "ezeli düşman Hollywood"un silahlarını kuşandı. Festivalleri ve "sanat sineması" zincirlerini kapsayan dış pazarları hiç önemsemeden, sadece Amerikan filmlerine giden seyircileri hedefleyen "ulusal popüler sinema"lar yeniden doğdu. Türkiye'nin de dahil olduğu bu eğilim özellikle İspanya, Yunanistan ve Almanya'da hissedildi. Tarihin her döneminde Hollywood karşısında kendi kimliğini koruyan Fransız sineması ise hiç istifini bozmadan kendi serüvenine kaldığı yerden devam etti. Orada kendi seyircisiyle barışık bir popüler sinema hep vardı, 90'larda da devam etti. Orada dar kitleye seslenen filmler çeken, alternatif arayışlara giren yönetmenler hep vardı, onlar 90'larda da filmler çekmeye devam ettiler... Büyük yönetmenlerin beşiği İtalya ise 90'larda dünya sinemasına pek ciddi bir katkı yapamadı. Popüler İtalyan sineması da önceki 10 yıla oranla çok ciddi bir patlama yaşamadı.

Tabii bir de Uzakdoğu sinemasından esen rüzgarlar vardı...

        Lakin son iki yılda yukarıda özetlemeye çalıştığımız manzarada çok ciddi bir değişim yaşanıyor. 1999 ve 2000 seneleri önümüzdeki yılların sineması üzerine bence gerçekten çok önemli ipuçları veriyor. Bu konuda korku gerilim sinemasının yeniden moda olması, Avrupa'da esen minimalist rüzgarlar başta olmak üzere söyleyecek birkaç şeyimiz var ama yerimiz bitti...