www.Cikolata.de -
AnaSayfa - Home - Hauptseite

Tuna Kiremitçi (1973 - )


BEKÂR EVI

Su son iki yili ömrümün
bir büyüyü bozmakla geçmis.
Çok kuvvetli bir büyü
sayilmazmis da zaten.
Ve o iki yil,
ayni evde oturmak için gösterdigim
doga üstü performansmis;
sevgilimi degistirme çabasi,
hayata yeni düzen.
Ama tek konuda bile
istenen basariyi gösterememis
olmam yüzünden,
bir sürü yarida kalmis
parlak fikirle giriyoruz
üçüncü yilina evimizin
Ve gittikce daha az enterasan
bir komsu oldugum
hissine kapiliyorum,
su teyzeler açisindan:
Gençten, efendi bir oglan,
onun çiplak ampülleri.

(Hürriyet Gösteri, Ekim-Kasim '97)

EVLER
Bazen kiskirtir dinginlik, biraz da
bu yüzden üstlenir ya insan uzaklari:
Pazar yerlerinden dönen o hüzne yatkin
kadinlarin ve küçülen kralligindaki yorgun
haritacilarin düslerine daha fazla
girmemek için.  Uçsuz düzlüklere, tozlu
bir yola açilan arka kapi bulunur hep,
kulagi isliginda bir küheylan.  Aslinda her ev
kendi masalina kapanmis, kuytu birer
bilmecedir; Kimler kurmus, hangi töreye
yaslanmislardir artik güçtür animsamak.
Birkaç mimar adi sayar kisioglu, bir o kadar
mühendis ve duvar ustasi.  Oysa bir ayraç
açik durur hep, seni izler.  Sen uyanir
harfleri örtünürsün:  Uyaninca çünkü yazilmali
düsler.

(Varlik, Temmuz 1994)

ILK YARDIM
Adi kötüye çikmis sokaklar gibi
ovalayip duruyorum temiz yanlarini kalbimin.
Ne senden vazgeçmek sayilir ama bu,
ne de bir yangini bölüsmek seninle.

Ask bir eksiklik olarak geliyor çogu zaman
Her an itiraf edecek sanki
aglayarak bir seyleri.
Ve disarida insanlar
topraga dönük yüzleri,
kirik birer aniyi
çagristiran elleriyle
anlamaya çalisan birbirlerini.

Adi kötüye çikmis sokaklar gibi
onaramadigi yanlari vardir çünkü insanin.
Bir de bakmissin kulagin siren seslerinde
ve yüzün gözün telefon kesikleri.

KIS
Sormadi kimse; neden
mevsimlerden en çok kisi,
ve gençken bir nakkasi
sevdigini henüz.  Kimse
sormak için rastlamadi.
Eger, rastgele bir yabanci,
baris, dostluk, belki de
kopkoyu bir dürüstlük adina
eksilttigini toplarken
zeytin agacindan, bir kis sabahi
üsüyen ellerini isitip tanissaydi,
kar, Dostoyevski ve önümüzdeki
yaz üzerine konusabilir,
hatta sevisebilirdi, ayricalikli.

(Varlik, Temmuz 1994)

SENIN ALTIN PENCERELERIN
Cami aç, egil yavasça.  Uykulu
duvarlarina sürçsün eylül yagmuru.
Künyemdeki mutlu prens, ama örtük
bir hüzünle hep, iki büklüm bir
cennet getiriyorumdur sana kursagimda.
Belki sorular sorariz karsilikli, yorgun
atinin yelesini oksarsin sen, ben bir bir
kapatirim açtigin camlari.  Bazen umutsuzdur
kavusmak:  Her zaman kazanir, kendini
açmasini ögrenmis o sürekli yara.