Adaleti kim sarsacak!

Marmara'yı sarsan iki depremin ardından vatandaşların evlerinin yıkılmasından sorumlu tuttuğu müteahhitler hakkında açtığı davalarla, kamu davalarında bir arpa boyu yol alındı
DEMET BİLGE
İSTANBUL - Marmara'nın büyük bir bölümünü yerle bir eden 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin üstünden yaklaşık bir yıl geçti. 210 bin binanın ağır ve orta hasar gördüğü, 17 bin kişinin öldüğü depremlerden sonra, vatandaşlarca sorumlular ve müteahhitler hakkında 3 bin 500'e yakın dava açıldı. Üç bini aşkın da savcılık soruşturması başlatılırken, bunlardan yalnız 350 kadarı dava aşamasına gelebildi.
Davaların büyük bölümünde teknik sorumlular sanık olurken, bir tek belediye başkanı hakkında yasal işlem dahi başlatılmadı. Buna karşın devlet yalnızca hak arayışını sürdüren vatandaşın açtığı tazminat davalarında sanık olabildi. Yıkımlardan birinci derecede sorumlu tutulan müteahhitlerin birçoğu 'bulunamadı', bulunanlar da serbest bırakıldı. Hukukçular davaların daha da uzayacağı görüşünde birleşirken, yasal mevzuattaki boşluklar nedeniyle çıkacak sonuçların da caydırıcı olmayacağını savunuyor.
Depremin yıktığı illerde gerek vatandaşlar tarafından açılan tazminat, gerekse kamu adına açılan ceza davaları enkaz altından henüz çıkamayan yargının ağır yükünü oluşturuyor. Bölge bölge gelinen 'deprem adaleti' şöyle:

Dosya çok, işlem yok
Sakarya: Toplam 639 kamu davası dosyası hazırlandı ancak bu dosyalardan45'i takipsizlikle sonuçlanırken, ağır ceza mahkemesinde 28, asliye ceza mahkemesinde 34 dava açıldı. 
Kocaeli: Somut bir istatistik tutulmamakla birlikte hukuk çevreleri vatandaşların açtığı davaların miktarının bin civarında olduğunu ifade ediyor. Bin kadar da savcılık soruşturması başlatıldığı bunlardan ancak 100-150 kadarının dava açılmasıyla sonuçlandığı belirtiliyor. Kocaeli Barosu avukatlarından Hülya Korkmaz, birçok dosyanın hâlâ hazırlık aşamasında olduğunu belirterek, "Sorumlu idare, belediyeler, teknik sorumlular ve ölümlü yıkımlarla ilgili davalar yeni yeni açılıyor. Hazırlık soruşturmaları çok uzun sürdü ve davaların da uzun süreceğini tahmin ediyoruz" dedi.
Yalova: 200'ü müteahhit Veli Göçer aleyhine olmak üzere 520 hukuk davası açıldı. Buna karşın müteahhit ve teknik sorumluların sanık olduğu 76 ceza davası açıldı.
Avcılar: 16 kamu davası açıldı. Tutuklu sanığın bulunmadığı davalarda 4 sanık hakkında gıyabi tutuklama kararı çıktı. Vatandaşların müteahhit ve devlet aleyhine açtığı tazminat davalarından da 
alınan bir sonuç yok. Bu arada dönemin Belediye Başkanı Tahsin Salihoğlu hakkında çok sayıda suç duyurusu bulunulmasına karşın herhangi bir yasal işlem yapılmadı.
Düzce: Hazırlık soruşturmasının tamamlanmasını bekleyen bin 165 dosya bulunuyor. Bunlardan 196'sı hakkında takipsizlik kararı verilirken, ağır ceza mahkemesinde 46, asliye ceza mahkemesinde 40 dava açıldı. Depremden sonra hasar tespiti ve kaybolan evraklarla ilgili asliye ceza mahkemesinde 766, sulh ceza mahkemesinde ise 237 dava açıldı. Vatandaşların idare aleyhine açtığı dava sayısı 100'ü buluyor. Hiçbir davada tutuklu sanık yok. Bolu Barosu'ndan alınan bilgiye göre ise bu ilde deprem davası açılmadı.

Çoğu hâlâ soruşturmada
Depremin ardından sorumlular hakkında başlatılan pek çok soruşturmanın hazırlık aşamasında kalmasının nedeni kamu davasının hangi maddeye dayanarak açılacağının tespit edilememesi. Ayrıca sorumluların saptanması için delil ve belge toplamada da sıkıntı yaşanıyor. Depremzedelerin açtıkları tazminat davaları ve 
ölümlerden sorumlu olanlar hakkında açılan kamu davalarında 
aradan bir yıl geçmesine rağmen ilerleme sağlanamamasının en büyük nedeni porsonel yetersizliği ve bilirkişi raporlarının hazırlanmaması. Yalova Barosu Başkanı Özdeniz Akıncı, davaların tıkandığını söyledi. Akıncı, "Dosyalar bilirkişi incelemesi için İTÜ'ye gönderildi. Ancak bilirkişi ücreti az bulduğu için rapor hazırlanmıyor ya da gecikiyor. Dosyalara bakılmadığı için birikme yaşanıyor" diye konuştu. Düzce Barosu Başkanı Hidayet Can, İzmit, Gölcük, Bolu ve Gebze'de idari mahkeme olmaması nedeniyle dosyaların Sakarya İdare Mahkemesi'nde ele alındığını belirterek, "Esas kayıtlı 5 bin dosya var. Hâkimler günde 200 davaya bakmak zorunda kalıyor. Davalar çok uzuyor" dedi. 
İstanbul Barosu avukatlarından Ergin Cinmen ise, "Deprem bölgesindeki adliyeler çok dolu. Yargı böyle bir yükün altında ezildi. Belediyedeki sorumlularla ilgili soruşturmalar devam etti ancak çok ciddi sorumlulukları olmasına rağmen bir tek belediye yetkilisine dava açılmadı" diye konuştu.

Pul parası caydırıyor
İki büyük deprem sonucu hem yakınlarını kaybeden hem de evlerini yitiren ve zararlarının tazmini için müteahhitler, belediyeler, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı aleyhinde tazminat davası açma hakkı olan vatandaşlar 30 Haziran 2000 tarihi itibarıyla bu haklarından vazgeçti. Bunun nedeni ise adli yardımların kesilmesi. Depremden sonra açılacak tazminat davalarından harç alınmıyor ve diğer dava masrafları da devlet tarafından karşılanıyordu. Ancak 30 Haziran 2000'den sonra bu yardıma son verildi. Öte yandan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yetkililerince yapılan hasar tespitlerine itiraz için idare mahkemelerine yapılan başvurular on binlerle ifade ediliyor.

Müteahhitler için iki madde
Depremde ölümle sonuçlanan yıkımlarla ilgili sorumlular hakkında TCK'nın 383. ve 455. maddesine göre dava açılabiliyor. TCK'nın 455. maddesi 'Tedbirsizlik veya dikkatsizlik veya meslek ve sanatta acemilik, emirlere ve talimatlara riayetsizlik ile bir kimsenin ölümüne sebep olanlara' 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Ancak birden fazla kişinin ölümü söz konusuysa ceza 10 yıla çıkıyor.TCK'nın 383. maddesine göre ise aynı nedenlerle ölüme neden olmada ceza 5 yıldan başlıyor ve dava ağır ceza mahkemesinde görülüyor. İstanbul Barosu avukatlarından Remzi Kazmaz, söz konusu iki madde nedeniyle yargıda büyük karışıklıklar yaşandığını belirtti. Kazmaz, "Deprem suçuyla ilgili büyük yasal boşluk var. Davalar genellikle TCK 455'ten açılıyor ve sanıklar asliye cezada yargılanıyor. Mecliste bu tür olaylarda 'öngörülebilir kast' dikkate alınarak sanığa ikinci derecede cinayet statüsünde ceza verilmesini öngören yasa derhal çıkarılmalı" dedi.